Çin devlet televizyonu CCTV'ye 23 Eylül 2026 tarihinde verdiği röportajda İlon Musk, Si Cinping'i doğrudan «büyük lider» olarak nitelendirdi ve onun döneminde Çin'in «inanılmaz derecede başarılı» olduğunu, Şanghay'daki Tesla ekibinin ise «son derece yetenekli, çalışkan ve güvenilir» olduğunu belirtti.
Bu açıklama, 2026 yılında Trump ile Si'nin ikinci zirvesinin hazırlıkları sürerken ve Beyaz Saray'daki devlet yemeğinin arifesinde geldi. Tesla için Şanghay, en büyük ihracat merkezi ve kilit üretim üssü olmayı sürdürüyor; burada ağustos ayında satışlar yıllık bazda %3,6 arttı.
Çin'deki faaliyet yılları boyunca Musk, ticari çıkarların kamuoyu söyleminden önce geldiğini tutarlı biçimde gösterdi. SpaceX ile olası bir birleşme bağlamında bile Tesla'nın Çin'deki varlıklarının olası ayrılmasına ilişkin spekülasyonları defalarca reddetti. Buradaki «sisteme başkaldıran» kamuoyu imajı, gerçek stratejiyle çelişiyor: şirket, Amerikan sözleşmelerine olduğu kadar Çin pazarına ve tedarikine de bağımlı.
Olay, Musk'ın yerleşik davranış kalıbına tamamen uyuyor. Söz konusu olan milyarlarca dolar ve en büyük elektrikli araç pazarına erişim olduğunda, Çinli yetkililerin anlayacağı bir dili seçiyor. Si'ye övgü kendiliğinden gelmiş görünmüyor — Trump'ın ikinci yönetimi döneminde Amerika'nın Çin'e yönelik politikasının sertleşmesi ihtimaline karşı bir güvence işlevi görüyor.
Fırtınada, boğazı geçebilmek uğruna herhangi bir devletin bayrağını selamlayan bir ticaret gemisinin kaptanı gibi, Musk da en büyük üretim üssünün bulunduğu ülkenin liderine saygılarını sunuyor. Burada siyaset ikincil — asıl olan, araba üretmeye ve satmaya devam edebilme yetisi.
Daha geniş anlamda bu an, küresel şirketlerin, ilişkileri yalnızca tarifeleri değil, iş yapabilme imkânının kendisini de belirleyen iki süper güç arasında nasıl denge kurmak zorunda kaldığını gösteriyor. Musk için seçim açık: bir fabrikayı kaybetmektense lideri övmek daha iyidir.

