2010 yılı Kasım ayında saygın bilim dergisi Science «A Wandering Mind Is an Unhappy Mind» («Gezinen zihin mutsuz zihindir») başlıklı bir makale yayımlandı. Makalenin yazarları Harvard psikologları Matthew Killingsworth ve Daniel Gilbert'tı. Çalışma, kendiliğinden beliren düşüncelerin doğal koşullarda incelenmesini ölçeklendirmeye ilk kez olanak sağladığı için bilişsel psikoloji ve mutluluk psikolojisi alanlarında en çok atıf alan çalışmalardan biri hâline geldi.
Aşağıda yalnızca bu araştırmanın olguları, yöntemi ve sonuçları sunulmaktadır.
Araştırmanın yöntemi
Bu çalışmadan önce bilim insanları zihnin dolaşmasını çoğunlukla laboratuvar koşullarında inceliyordu; bu da her zaman gerçek hayatı yansıtmıyordu. Killingsworth ve Gilbert verileri gerçek zamanlı olarak toplamaya karar verdiler.
Bunun için iPhone için TrackYourHappiness.
- Örneklem: Araştırmaya, çok çeşitli meslekleri ve toplumsal grupları temsil eden 2250 yetişkin gönüllü (18 ile 88 yaş aralığında) katıldı.
- Veri toplama: Uygulama, gün içinde (katılımcıların uyanık oldukları anlarda) katılımcılara rastgele sinyaller gönderiyordu.
- Anket: Sinyal aldığında katılımcıdan üç soruyu yanıtlaması isteniyordu:
1. Şu anda kendinizi nasıl hissediyorsunuz? («çok kötü» ile «çok iyi» arasında bir ölçekte değerlendiriliyordu).
2. Şu anda ne yapıyorsunuz? (22 faaliyet türünden oluşan bir liste sunuluyordu).
3. Şu anda yapmadığınız bir şeyi mi düşünüyorsunuz? (yani zihniniz dolaşıyor mu).
Araştırmacılar toplamda 250 000 üzerinde gerçek zamanlı yanıt toplayıp inceledi.
Temel olgular ve sonuçlar
1. Zihnin dolaşma sıklığı İnsanlar zamanlarının önemli bir bölümünü, o anda yaptıkları şeyi değil başka şeyleri düşünerek geçiriyor. Uygulama aracılığıyla toplanan verilere göre zihin 46,9% vakaların bir kısmında dolaşıyor. Bu, uyanık geçirilen zamanın neredeyse yarısında kişinin dikkatinin, o anki etkinlikle ilgisi olmayan düşüncelerde olduğu anlamına geliyor.
2. Zihnin dolaşması ile mutluluk düzeyi arasındaki ilişki Araştırma net bir bağıntı ortaya koydu: İnsanlar, zihinleri dolaşırken, o ana odaklandıkları zamanlara kıyasla daha mutsuz oluyor. Bu etkinin evrensel olduğu görüldü. Araştırmada değerlendirilen 22 faaliyet türünün (dinlenmek, arkadaşlarla sohbet etmek ya da cinsel yakınlık gibi hoş olanlar ile iş ya da ev işleri gibi rutin olanlar dâhil) tamamında, katılımcılar zihinleri dolaşırken istisnasız olarak 22 durumun tamamında daha mutsuzdu.

3. Düşüncelerin içeriğinin etkisi Araştırmacılar, kişinin tam olarak ne düşündüğünün bir önemi olup olmadığını inceledi.
- İnsanlar hoş şeyler düşündüklerinde, nötr ya da hoş olmayan şeyler düşündüklerinden daha iyi hissediyordu.
- Ancak çok önemli bir ayrıntı saptandı: zihin hoş düşüncelere doğru dolaşsa bile, katılımcıların mutluluk düzeyi yine de daha düşüktü, o anki işlerine tamamen odaklandıkları anlardakine kıyasla (o iş sıkıcı olsa bile).
4. Neden-sonuç ilişkisinin yönü Çalışmanın en önemli başarılarından biri nedenselliğin kanıtlanması oldu. Bundan önce şu belirsizdi: İnsanlar kötü hissettikleri için mi dikkatleri dağılıyor, yoksa dikkatleri dağıldığı için mi kötü hissediyorlar? Killingsworth ve Gilbert, çok düzeyli istatistiksel modelleme kullanarak kanıtladı ki zihnin dolaşmasının mutluluk düzeyindeki düşüşten önce geldiğini, bunun tersinin geçerli olmadığını kanıtladı. Yani düşüncelerin dağılması, ardından gelen mutsuzluğun nedenidir; başlangıçtaki mutsuzluk ise zihnin dolaşmasına zorunlu olarak yol açmaz (gerçi bunun üzerinde zayıf bir etkisi vardır).
Çalışmanın önemi
Araştırma, matematiksel ve deneysel olarak şunu doğruladı: dikkati şimdiki ana odaklama becerisi (bilinçli farkındalık / mindfulness), öznel iyi oluşun kritik bir faktörüdür. Yazarlar, şimdiki ana odaklanamamanın yalnızca bilişsel bir aksaklık değil, duygusal iyi oluşun azalmasına giden doğrudan bir yol olduğu sonucuna vardı.
Araştırmanın temeli ve kaynağı: Killingsworth, M. A., & Gilbert, D. T. (2010). A Wandering Mind Is an Unhappy Mind. Science, 330(6006), 932-934. DOI: 10.1126/science.1192439.




