Bu yelken sporu, daha doğrusu su altı kanatlı hızlı yelkenli katamaran yarışları — format SailGP.
Bu tür tekneler foylarla suyun üzerinde adeta 'havalanır' ve 100 km/saatin üzerinde hıza ulaşabilir.
Altı ay önce Auckland'da iki tekne neredeyse 90 km/saat hızla çarpıştı — ve bu her iki takım için de sezonun sonu gibi görünüyordu. Bugün, Baltık Denizi'nde Sassnitz açıklarında, Yeni Zelanda ve Fransa'nın aynı ekipleri eleme yarışlarının ardından gruplarında ilk iki sırayı aldı.
Şubat ayındaki felaket sadece katamaranları değil, kariyerleri de mahvetti: Yeni Zelandalı Louis Sinclair'in her iki bacağında da karmaşık kırıklar, Fransız Manon Audinet'te ise iç yaralanmalar var. İki takım da yeni tekneler inşa edip yaralarını sararken birkaç etabı kaçırdı. Almanya'ya dönüş onlar için iyileşme sürecinin ilk ciddi testi oldu.
Peter Burling ve Black Foils hız ve kontrolün geri döndüğünü gösterdi: gruptaki beş yarışta iki galibiyet. Quentin Delapierre yönetimindeki Fransızlar tam bir adım gerideydi — sadece bir puan farkla. Dikkat çekici olan, Delapierre'ın aynı olayda omzundan ağır sakatlanan yeni trimmeri Li McMillan ile hemen uyum sağlamasıydı.
Cumartesi günü Fransızlar yeni bir hız rekoru kırdı — 58,1 knot, aynı sularda Danimarka'nın önceki rekorundan iki knot daha yüksek. Ancak Delapierre rekorla değil, A grubundaki yedi teknenin uyumlu çalışmasıyla daha çok gurur duyuyordu. Bu artık sadece bir dönüş değil — psikolojik engelin aşıldığının bir işareti.
Normal hayatla karşılaştırın: ciddi bir kazadan sonra sürücü önce direksiyona tekrar oturmaktan korkar, sonra boş bir yola dikkatlice çıkar ve sonra aniden eskisi kadar güvenle gidebildiğini fark eder. Baltık'ta iki ekip için de tam olarak bu oldu.
Avustralya sonunda tüm hafta sonunu kazandı, ancak Yeni Zelanda ve Fransa için asıl önemli olan nihai sıralama değil, yeniden oyunda olmaları. Valensiya'daki bir sonraki etap, bu sezonda ne kadar ileri gidebileceklerini gösterecek.

