Eurostar iklim krizi nedeniyle filosunu yeniden donatıyor.
Avrupa'yı etkisi altına alan aşırı sıcaklar karşısında İngiliz-Fransız demiryolu şirketi Eurostar radikal bir karar alıyor. Alstom'dan sipariş edilen yeni tren setlerinin, başlangıçta planlanan 45°C yerine 55°C'ye kadar olan sıcaklıklara dayanıklı olması gerekiyor. Bu teknik güncelleme kritik bir öneme sahip; zira 2031'de hizmete girecek olan trenler, devam eden iklim değişikliklerine tanıklık ederek 2060'lı yıllara kadar raylarda kalacak.
Eurostar CEO'su Gwendoline Cazenave sorunun özünü dürüstçe açıkladı: Şirket başlangıçta, Fransa'daki rotaların Paris'in ötesine geçmeyeceği varsayımıyla İngiltere, Almanya ve İsviçre'yi kapsayan Kuzey Avrupa iklimine göre hareket etmişti. Ancak bir hafta önce sona eren mevcut sıcak hava dalgası, standartların yeniden yazılmasına neden oldu. Cazenave'e göre şirket, artık genellikle Suudi Arabistan ile özdeşleşen sıcaklıklara hazırlanıyor.
Bu sırada, Avrupa genelinde enerji geliştirme stratejisi üzerine sert bir tartışma alevlendi. Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol, Avrupa'nın 2022 enerji krizinden sonra fosil yakıt ithalatından daha hızlı vazgeçmeyerek "ciddi bir hata" yaptığı yönünde keskin bir değerlendirmede bulundu. AB'deki elektrifikasyon düzeyi, toplam enerji tüketiminin yaklaşık %23'ü ile kritik derecede düşük bir seviyede kalmaya devam ediyor. Karşılaştırma yapmak gerekirse, bu oran Çin, Japonya ve Güney Kore'de %30'u aşıyor. Bu geride kalma durumu, Avrupa ekonomisinin rekabet gücünü ve enerji bağımsızlığı hedefini doğrudan sarsıyor.
Birol ve Avrupa Birliği Enerji Komiseri Dan Jørgensen verdikleri ortak mülakatta, elektrifikasyonun hızlandırılmasının aciliyetine vurgu yaptılar. Asya ülkelerini, enerji dengesinde yüksek elektrik payının hem mümkün hem de ekonomik açıdan mantıklı olduğunun bir kanıtı olarak gösterdiler. Avrupa Komisyonu, enerji tüketiminde elektriğin payını artırmak için iddialı planlar hazırlıyor. Hazırlanan belge taslağında, sanayi için elektriğin doğal gaza göre iki kattan daha az pahalı olduğu tek ülkelerin İsveç ve Finlandiya olduğu, birliğin diğer tüm ülkelerinde ise bu farkın çok daha fazla olduğu dikkat çekiyor.
Fatih Birol ayrıca Brüksel'e, Kuzey Kutbu'ndaki petrol ve gaz arama çalışmalarına yönelik muhafazakar tutumunu gözden geçirme çağrısında bulundu. Birol'un öngörüsüne göre Avrupa, önümüzdeki yıllarda önemli miktarda gaz ve petrole ihtiyaç duyacak ve bu kaynakların Rus sevkiyatları yerine güvenilir kaynaklardan temin edilmesi tercih edilecek. Bu görüş, Norveç Maliye Bakanı Jens Stoltenberg tarafından da desteklendi: Oslo, Arktik hidrokarbon aramalarına yönelik Avrupa genelindeki bir yasağı desteklemiyor.
Bu arada İtalya, AB'nin iki trilyon avroluk bir sonraki yedi yıllık bütçesinde katı çevresel gereklilikleri gevşetmeye çalışıyor. Roma yönetimi, çevreye önemli zarar veren projelerin finansmanını engelleyen bir mekanizma olan "Önemli Zarar Vermeme" (DNSH) kuralının gözden geçirilmesi için lobi faaliyeti yürütüyor. Bu durum, AB'nin iklim hedefleriyle rekabet eden ağır sanayi ve altyapı projelerine yönelik yardımların genişletilmesine kapı aralayabilir.
Avrupa şimdi zorlu bir ikilemle karşı karşıya: Kısa vadede enerji güvenliğini sağlama ihtiyacı ile uzun vadeli iklim taahhütlerini nasıl bağdaştıracak? Bu sorunun cevabı, kıtanın önümüzdeki on yıllar boyunca enerji yörüngesini belirleyecek.




