«Anfield»daki akşam sadece bir galibiyetle değil, eski bir gerçeğin bir kez daha doğrulanmasıyla sona erdi: Liverpool karşısında Chelsea penaltı serilerinde neredeyse her zaman kaybediyor. Normal sürede 1:1 sonrası ev sahibi 6:5 üstünlük sağladı ve belirleyici kaçırma yine «maviler»in bir savunmacısından geldi.
Lig Kupası dördüncü tur maçı, bir takımın diğerine karşı psikolojik üstünlüğünün nasıl neredeyse mistik bir düzenliliğe dönüştüğünün bir örneği oldu. Son yirmi yılda Liverpool, Chelsea'yi tam da maç sonrası serilerde beş kez yendi — 2007 yılındaki Şampiyonlar Ligi yarı finalinden 2022 finallerine kadar. Her yeni karşılaşma bu hikâyeye yeni bir gerilim katmanı ekliyor.
Normal sürede her şeyi ilk yarının sonundaki iki penaltı belirledi: Morgan Rogers Chelsea'yi öne geçirdi, Cody Gakpo ise hemen skoru eşitledi. Ardından seride 16 vuruş geldi; Tsimikas, Gravenberch, Barko, Emega ve son olarak Fofana'nın kaçırmaları sonucu belirledi. Daha önce «kırmızılar» için hiç gol atmayan Joe Gomez kahraman oldu.
Bu dramın arkasında sadece şans ya da kalecilerin ustalığı yok. Chelsea oyuncularına ilk vuruştan önce bile baskı yapan, birikmiş yenilgi tarihi var. Normal sürede zaten hata yapmış olan Wesley Fofana belirleyici anda topun başına geçtiğinde, geçmiş başarısızlıkların yükü neredeyse elle tutulur hale geliyor.
Liverpool'u çeyrek finale taşıyan ve «Bournemouth» ile eşleşen Andoni Iraola için bu galibiyet, kupa maçlarında güçlü rakiplere karşı zihinsel dayanıklılığın taktik şemalardan daha önemli olduğunun bir kanıtı daha. Chelsea'de Xabi Alonso için ise bu yenilgi, takımın kilit anlarda «ebedi kaybeden» sendromundan ne kadar hızlı kurtulabileceğine dair soruları artırıyor.
Futbolda penaltılar bir piyango değil, takımın normal oyunda sakladığı her şeyi yansıtan bir aynadır: korku, özgüven, geçmiş yenilgilerin hatırası. Bu akşam ayna Chelsea'ye yine zayıf noktasını gösterdi.

