Kongre, Şeffaflık Yasası'nı (Clarity Act) ertelerken, ABD Menkul Kıymetler ve Borsa Komisyonu (SEC) boşluğu kendi kurallarıyla doldurmaya hazırlanıyor. Cuma günü düzenleyeceği açık bir toplantıda SEC, belirli kripto varlıkların arzına yönelik yeni bir düzenleme olan 'Kripto Varlıklar Yönetmeliği' (Regulation Crypto Assets) teklifini oylamayı planlıyor. Bu, sadece teknik bir değişiklik olmanın ötesinde, yasa koyucuların yaz tatiline girmesinin ardından düzenleyicilerin inisiyatifi ele alma çabası.
SEC Başkanı Paul Atkins ve CFTC Başkanı Michael Selig, aylardır parlamenter uzlaşmayı beklemenin artık mümkün olmadığını belirtiyorlar. 24 saat işlem, transfer acenteleri için yeni kurallar ve kripto şirketlerine eski normlardan geçici koruma sağlayacak 'yenilikçi bir istisna' vaat ediyorlar. Senato'daki Elizabeth Warren ve Chris Van Hollen gibi Demokratlar ise bu tür adımların, sektörün çıkarlarını sıradan yatırımcıların korunmasının önüne koyduğunu ve geleneksel piyasa oyuncuları için eşit olmayan koşullar yarattığını savunuyor.
Durum, yasama ve yürütme organları arasındaki klasik bir pazarlığa benziyor. Yasa koyucular, iki trilyon dolarlık piyasayı nasıl koruyacakları konusunda aylarca tartıştılar, şimdi ise yürütmenin kendilerini devre dışı bırakacağından endişe ediyorlar. Kripto yatırımcıları için bu durum, uzun zamandır beklenen netlikten ziyade, yönetim değişikliğinde mahkemede iptal edilebilecek veya basitçe yeniden yazılabilecek yeni kurallar anlamına geliyor. Geçici bir yatakta akan su gibi, sermaye istikrar arıyor ama yalnızca geçici barajlar buluyor.
Bu durum, kripto varlıkları spekülasyon amacıyla değil, uzun vadeli birikimlerinin bir parçası olarak portföylerinde tutanlar için özellikle keskin bir sorun teşkil ediyor. SEC'in yeni teklifleri token arzını kolaylaştırsa da, yasal bir zemin olmadan bu varlıklar savunmasız kalıyor. Yatırımcıların, bu çerçevelerin ne kadar istikrarlı olduğunu ve düzenleyici sarkaçın yarın başka bir yöne salınması durumunda riskleri üstlenmeye hazır olup olmadıklarını kendileri değerlendirmeleri gerekecek.
Sonuç olarak, düzenleyiciler Amerika'yı 'dünyanın kripto başkenti' yapmayı vaat ediyor, ancak bunu alışılagelmiş sürecin dışına çıkarak yapıyorlar. Birikimlerinin bir kısmını dijital varlıklarda tutmaya değip değmeyeceğine karar veren sıradan bir kişi için bu, aceleyle yazılan kuralların siyasi döngüleri nadiren atlattığını hatırlatan bir durum. Sadece büyüme potansiyelini değil, aynı zamanda belirsizliğin bedelini de iyi anlamak gerekir, zira bu bedeli nihayetinde yatırımcı öder.
