❓SORU:
Tibet Budizmi'nde, bazı üst düzey ustaların bir sonraki yaşamlarını bilinçli olarak seçebildiklerine inanılır. Böyle bir öğretmenin ölümünden sonra, öğrencileri onun yeniden bedenlendiği çocuğu aramaktadırlar.
Tüm öğretilerde reenkarnasyon, birbiri ardına gelen hayatlar olarak tanımlanırken, siz tüm hayatların eş zamanlı olarak gerçekleştiğini belirtiyorsunuz. Zihnimle reenkarnasyon olgusunu tam olarak kavrayamıyorum, lütfen düşünce yönümü aydınlatır mısınız?
❗️CEVAP lee:
Zihniniz için. Merkez bir eksen etrafında dönen, diyelim ki 100 kişilik devasa bir atlıkarınca hayal edin. Eksinin kendisi dönmeyi organize eder ve yerinden oynamaz. Atlıkarıncadaki yerler hareket eder ve açıkça art arda sıralanır. 50. sıradan sonra 51, sonra 52 ve bu böyle devam eder.
Yani zaman, dairenin döngüleri (spiralleri) boyunca bir harekettir ve tüm olaylar Burada (eksen etrafında) gerçekleşir. Belirli bir 19. yüzyılda doğmuş olmak, o yüzyılla frekanssal bir rezonans içinde olduğunuz anlamına gelir. Daha sonra 20. ve 21. yüzyıllarla rezonansa girerek, ardışık reenkarnasyonlarınızda o yüzyılların sakinleri için duyumlar yaratabilirsiniz.
Fakat siz bir Ruh olarak, eksenin kendisisiniz; tüm enkarnasyonlarınız eş zamanlı olarak gözlemlenir ve adeta sizin etrafınızda döner. Buradaki dönme, sürecin sürekliliğini, bir durağanlık değil, dinamik bir akışı ifade eder. Yani, fiziksel yaşamdaki olaylar ilerler ve sürekli bir değişim dinamiği sergiler.
Bu noktada, atlıkarıncayla kurulan doğrusal örnek pek uygun düşmemektedir, zira değişimler sadece dairesel bir hareket yaratmakla kalmaz, aynı zamanda çok boyutludur. Buradaki hareket, varoluşunuzda biriken "atlıkarınca deneyimi" olarak anlaşılabilir. Ruh için bu, kendini bilmekten gelen bir doygunluk hissidir.
Tibet'teki lamalar, eğer bu Ruh düzeyinde alınmış bir karar ise, ardışık bir bedenlenmeye sahip olabilirler. Ancak lamaların hepsi gerçekten böyle yapmadı; çoğu zaman bunlar, "selefinin frekans ayarlarını" alarak o şekilde bedenlenen başka ruhlardı. Bunun nedeni kurnazca bir aldatmaca değil, Ruh'un genellikle dünyevi sıraya göre oynamaktan sıkılması, buna karşın "bayrağı devralmak" isteyenlerin ise çok sayıda olmasıdır.



