Bilim yine neredeyse alaycı görünen bir soruya yaklaştı: Zeki olmak için gerçekten bir beyne gerek var mı?
Tartışmanın merkezinde balçık küfü yer aldı Physarum polycephalum — ne beyni ne sinir sistemi ne de nöronları olmayan parlak sarı bir organizma.
Ancak şüphe uyandıracak kadar anlamlı görünen şeyler yapabiliyor.
Balçık küfü labirentlerde kısa yollar bulabiliyor, besin kaynakları arasında verimli ağlar kurabiliyor ve daha önce gittiği yerlerden kaçınabiliyor.
Daha da ilginci onun "hafızası". Physarum bir yüzeyde sürünürken arkasında ince bir sümük izi bırakır ve sonra oraya tekrar dönmemeye çalışır. Yani kendi rotası hakkındaki bilgilerin bir kısmını kelimenin tam anlamıyla kendisinin dışındasaklar.
Ve işte tam burada bilim insanları arasında en ilginç kısım başlıyor.
Bazıları "düşünme" ve "zeka" kelimelerinin burada fazla iddialı olduğunu düşünüyor. Balçık küfü sadece kimyasal ve fiziksel sinyallere tepki veriyor ve karmaşık davranış henüz bir zihnin varlığını göstermez.
Diğerleri ise şöyle itiraz ediyor: Eğer bir organizma bilgi alabiliyor, geçmiş deneyimlere dayanarak davranışını değiştirebiliyor ve sorunlara verimli çözümler bulabiliyorsa, neden bunu en azından en basit zeka biçimiolarak kabul etmeyelim?
2026 yılında labirentlerle yapılan yeni deneyler tartışmayı yeniden alevlendirdi. Araştırmacılar, balçık küfünün gerçekten kısa süreli uzamsal hafızaya sahip olup olmadığını test etti. Sonuçlar belirsiz çıktı, bu yüzden henüz kesin bir cevap yok.
İşte bu yüzden, 8 Eylül 2026 tarihinde yayınlananhikaye büyük ilgi gördü: tartışma artık balçık küfü hakkında değil, daha çok kelimenin tanımı hakkında. «zeka».
Bu arada durum insanlık için oldukça aşağılayıcı:
balçık küfünün beyni yok, ama yine de labirenti geçiyor. 😄

