Arsenal, Lille karşısındaki maça Şampiyonlar Ligi'nde sadece üstünlük kurmanın değil, rakibin iradesini kırmanın gerektiğini unutmuş gibi başladı. Emirates'te tam bir saat boyunca Fransızlar savunmayı tuttu ve inatlarının kaliteyi yeneceği izlenimi doğdu. Ama bir anda her şey değişti — bunda taktik değil, Londra ekibinin kadro derinliği suçluydu.
Jurriën Timber, Noni Madueke'nin pasıyla 64. dakikada skoru açtı ve bu bir işaret oldu. "Topçular" rahatlamak yerine sahaya Bukayo Saka, Martin Ødegaard ve Kai Havertz'i sürdü. Sonraki yedi dakikada Eberechi Eze ve Saka'nın kendisi işi hezimete dönüştürdü. Kısa bir aralıkta atılan üç gol tesadüf değil, Arteta'nın her zaman taze bacaklara ve taze fikirlere sahip olmasının sonucuydu.
Davide Ancelotti yönetimindeki Lille ilk yarıyı neredeyse kusursuz geçirdi: sıkı bir blok, minimum hata, seyrek kontrataklar. Ama bugünün futbolu sadece ilk on birle oynanmıyor. Sahaya Saka ve Havertz seviyesinde oyuncular girdiğinde yorgunluk ve baskı dayanılmaz hale geliyor. Fransızlar yeniden yapılanmaya yetişemedi.
Bu galibiyet sadece üç puan değil. Arsenal'ın neden hâlâ şampiyonluğun başlıca adaylarından biri olduğunu gösteriyor. Maçların iki-üç günde bir oynandığı bir sezonda, hücum hattının yarısını kalite kaybı olmadan değiştirebilmek nadir bir avantaj. Bir sonraki hafta Bayern gibi rakipler artık böyle bir fırsat vermeyecek.
Lille içinse bu maç bir ders oldu: modern Şampiyonlar Ligi'nde sadece direnç yetmiyor. Değişikliklere cevap verebilmek ve konsantrasyonu son düdüğe kadar korumak gerekiyor. Şu an iki hafta sonunda sıfır puanları var — ve bu tesadüf değil.
Sonuçta Arsenal turnuvadaki kusursuz başlangıcını sürdürüyor ve gecenin ana fikri basit: büyük futbolda sadece ilk on birde daha güçlü olan değil, yedek kulübesi daha derin olan kazanır.

