Hindistan Rezerv Bankası, kripto paraların finansal sistemden uzak tutulması gerektiğini bir kez daha teyit etti. Reuters'ın ulaştığı belgeler, düzenleyici kurumun "yasakçı" bir tutum takınılması konusunda ısrarcı olduğunu gösteriyor. Bankaların ve kurumların dijital varlıklarla veya özel sabit coinlerle herhangi bir temas kurmaması isteniyor. Aynı zamanda Rusya, "Dijital Para Birimi ve Dijital Haklar" yasasının son halini kabul ederek dijital varlıkların Merkez Bankası'nın sıkı denetimi altında uluslararası ödemelerde kullanılmasına olanak tanıdı.
Bu kararların ardında sadece volatilite korkusu bulunmuyor. Kripto varlık sahibi 39 milyon vatandaşı olan Hindistan, vergi kaybından ve sermaye üzerindeki kontrolün zayıflamasından çekiniyor. Rusya ise tam tersine, kriptoyu yaptırımları delmek ve küresel ticaret arenasındaki yerini korumak için bir araç olarak görüyor. İki ülke, iki ayrı mantık: Biri kapıyı tamamen kapatmaya çalışıyor, diğeri ise kapıyı kilitleyip anahtarı cebine koyuyor.
Her iki örnekte de neyin para olarak kabul edileceğine dair o eski iktidar mücadelesi yatıyor. Devlet bir alternatifi yasakladığında veya aşırı denetlediğinde, aslında para basımı ve dolaşımı üzerindeki tekelini korumuş oluyor. Sıradan bir vatandaş için bu durum, Bitcoin veya sabit coinlerdeki birikimlerinin aniden "gri bölgeye" düşmesi veya kısıtlamalara tabi olması demek; tıpkı bireysel yatırımcıların yılda en fazla 300 bin rublelik alım yapmasına izin verilecek olan Rusya'daki gibi.
Evinizin önünden geçen bir nehir düşünün. Eğer otoriteler bir yatağı kapatıp diğerini derinleştirirse, su yine de akacak bir yer bulur. Ancak kıyıda yaşayanlar bu duruma uymak zorunda kalır: Bazıları bildikleri akıntılara erişimi kaybederken, bazıları yeni kapılar aralar. Kriptoda da durum aynı: Hindistan'daki yasaklar yatırımcıları denizaşırı platformlara yönlendirirken, Rus yasası dış ticaret için yasal ama oldukça dar bir koridor açıyor.
Tarih bize şunu gösterdi: Para üzerindeki kontrol çok sıkılaştığında, insanlar mutlaka bir çıkış yolu bulur. Bugün bu çıkış yolları dijital varlıklar üzerinden geçiyor. Yarın ise yerini başka bir şey alacak. Asıl soru kriptonun silinip silinmeyeceği değil, devletlerin ödeme ve değer saklama araçlarındaki tekelini koruma sevdasının her birimize ne kadara mal olacağıdır.

