Düşünce gücüyle borç sarmalından kurtulmanın yolları.

❓ SORU:
Sevgili lee, lütfen söyler misiniz; borçlar insanın aslında kendi özüne çok fazla şey borçlu olmasının bir sonucu mudur, yoksa Yüksek Benliğin kişiyi uyandırıp olgunlaştırmak ve içindeki gücü keşfetmesini sağlamak için kullandığı bir yöntem midir? Bu konuda pek çok bilgi olsa da hala zihnimde soru işaretleri var; eğer imkanınız varsa bu meseleyi farklı bir bakış açısıyla biraz daha açabilir misiniz?
❗️ LEE'NİN CEVABI:
Öncelikle şunu kabul etmeliyiz: Bolluk ve bereket, varoluşumuzun en temel ve koşulsuz gerçeğidir.
Devam edecek olursak, "zenginlik" olarak adlandırılan durum bolluğun "bunu yapabilirim" diyen kısmını temsil eder. "Yokluk" ise sadece "yapamam" demektir. Sonuç olarak her iki durum da kişinin kendisi hakkında ne düşündüğünün bolluğunu ifade eder. Yani evren, her iki inancı da eksiksiz bir şekilde besleyip gerçekleştirir.
"Yapamam" düşüncesi zihnin merkezine yerleştiğinde (çözemem, yanıt bulamam, başaramam...), bu "düşünce yoğunluğu" dış dünyada somut olaylar silsilesi olarak tezahür eder. Kim olduğunuzun, eğitim seviyenizin, başarılarınızın, ailenizin veya geçmişteki birikimlerinizin hiçbir önemi yoktur; dışarıya yansıyan şey sadece bu konudaki ana fikir ve düşüncelerinizdir.
Özetle borçlar, "kendi başıma halledemem..." şeklindeki düşüncelerin bir ürünüdür ve bunları korkular ile gecikmiş ödemelerden kaynaklanan suçluluk duyguları besler. Burada zihniyet, bir sarmal gibi dikkati sürekli aşağı çekerek "yokluğun bolluğunu" kişiye doğru çeker.
Bu konuda şöyle bir uygulama mevcuttur: "Listenin en altından, gerekenden daha hızlı ödeme yapmak." Yani en az borçlu olduğunuz kişiye olan borcunuzu vaktinden önce kapatmaktır. Bu eylem, "yapabilirim" duygusunu güçlendirerek kendinize olan bakışınızı değiştirir. Böylece aşağı yönlü giden sarmal kırılır ve yükseliş süreci başlar.
Şuna dikkatinizi çekmek isterim ki; mesele tamamen düşünce yapınızla, yani "yapabilirim" veya "yapamam" fikirlerine ne kadar zaman ayırdığınızla ilgilidir. Fiziksel dünyadaki bolluk dengesinin ne yöne evrileceğine karar veren asıl güç budur.
Zihin, "yapamam" döngüsünden kurtulmak için tek başına fiziksel bir çözüm yolu bulamaz. Zihnin böyle bir işlevi yoktur, bu yüzden onu borç sarmalından çıkış yolları bulması için beyhude yere zorlamanın bir anlamı bulunmamaktadır. Oysa odak noktasını değiştirmek, sorunun gerçek çözümüdür. Eğer kişi olumsuz inançlarının etkisini fark ederse, dikkatini "yapabilirim" odağında tutması çok daha kolaylaşır. Zira tüm düşünce yapısı tamamen sahip olduğumuz inançlar üzerine inşa edilmiştir.
Yapamayacağınız hiçbir şey yoktur, sadece bunu iddia eden katı bir inancınız vardır. Üstelik bu inanç genellikle "hayatın gerçeği" olarak algılandığı için doğrudan fark edilemez; adeta herkesin görebileceği kadar bariz bir yerde saklı durur.
Bu nedenle, inançların özünü ve mantığını derinlemesine inceleyin; siz bu süreçte ilerledikçe Yüksek Benliğiniz, sınırlamaları fark etmeniz için sizi en kısa yoldan yönlendirecektir. Biliniz ki, "yapamam" şeklindeki olumsuz inançların etkisini kırmaktan başka hiçbir meseleyi çözmenize gerek yoktur.
İnançların işleyiş tarzını kavradığınızda; ne karmalar, ne yıldızlar, ne olaylar ne de diğer insanlar size engel olabilir veya yardımcı olmaya ihtiyaç duyar. Borç problemini çözmenin en kestirme yolu budur. Sistemin nasıl çalıştığını tam olarak kavramasanız bile, zihniniz kendinizle ilgili yıkıcı fikirlerden uzaklaşmaya başlayacaktır. Siz dikkatinizi dağıtıp bu olumsuz fikirlerden uzaklaştığınız an, Yüksek Benliğiniz önünüze mutlaka yararlı bir fırsat çıkaracaktır.




