Çeyrek finalde US Open Carlos Alcaraz ve Ben Shelton sıradan tenisin çok sıkıcı olduğuna karar verdiler ve birkaç saniyeliğine maçı gerçek bir komedi aksiyon filminedönüştürdüler.
Rallilerden biri tamamen çılgıncaydı. İkisi de sanki bir Grand Slam turnuvasının çeyrek finalini değil de hız koşusu engelli parkurunu oynuyormuş gibi kortta koşturup durdular. Toplar en zor noktalara gidiyordu, her bir sonraki vuruş artık ona ulaşmanın imkansız olduğu izlenimini veriyordu, ama ikisi de bir şekilde topu oyunda tutmaya devam ediyordu.
Doruk noktası, Alcaraz'ın bir lobun peşinden koşup korta yığıldığı ve ardından geniş bir gülümsemeyle anında ayağa fırladığı an geldi, sanki tüm bunlar önceden planlanmış bir şovun parçasıymış gibi.
İşte tam o anda kesin olarak anlaşıldı: Bu artık sadece bir tenis rallisi değil. İçinde dram, kovalamaca, düşüş ve hiçbir şey olmamış gibi gülümseyerek ayağa kalkan bir kahraman olan küçük bir gösteri.
Hatta John McEnroe bile kayıtsız kalmadı ve bu anı gördüğü en büyük rallilerden biri olarak nitelendirdi.
Dışarıdan her şey, tenisin bir anlığına tenis olduğunu unutup hayatta kalma unsurları içeren bir lunapark oyuncağı olmaya karar vermiş gibi görünüyordu.
Seyirciler için — keyif.
Yorumcular için — bayram.
Oyuncular için — belki hafif bir şok ve çok ağır bacaklar.
Ama spor tam da bu tür anlar için sevilir: bir ralli birdenbire sadece bir sayı değil, başlı başına küçük bir film haline geldiğinde. Ve evet, bu filmde Alcaraz açıkça dublörsüz bir numara yaptı. 😄


