Avrupa yapımı suç dramaları Hollywood’u taklit etmeyi bırakalı çok oldu ve Netflix’in yeni Hollanda dizisi "Amsterdam Empire" bunun en somut kanıtı niteliğinde. Bu dizi, ucuz aksiyon ve bitmek bilmeyen çatışmalar arayanlara hitap eden bir yapım değil. Karşımızda bambaşka bir kulvarda yer alan bir eser var. Yıllanmış kaliteli bir koyu romu andıran dizi; yoğun, ağır kanlı ve damakta kalıcı, yakıcı bir tat bırakıyor. İlk yudumda sert ve alışılmadık gelse de, tadına vardıkça alt katmanlardaki gizli nüanslar bir bir gün yüzüne çıkıyor.
Hikâyenin merkezinde Amsterdam’ın o meşhur kenevir kültürünün görünmeyen yüzü yer alıyor. Ancak hemen bir yanılsamaya kapılmayın; bu küçük çaplı satıcıların hikâyesi değil. Jacob Derwig’in muazzam ve ürpertici bir soğukkanlılıkla canlandırdığı Jack van Doorn, tam bir suç baronu. Jack, yasal bir vitrin ile tamamen karanlık ve suç dolu bir arka plan arasında denge kuran devasa kahve dükkânı zinciri "Jackal"ı kurmuş. Zira Hollanda’da hafif uyuşturucuların satışı serbest olsa da, bunların endüstriyel ölçekte yetiştirilmesi hâlâ ağır bir suç teşkil ediyor.
Olay örgüsü, hiç beklenmedik bir noktada patlak veriyor. Jack’in imparatorluğunu ne rakipleri ne de polis sarsmaya başlıyor. Bu düzeni, Famke Janssen’in hayat verdiği eşi Betty, buz gibi bir öfkeyle ve adım adım yerle bir ediyor.
Bu proje Famke Janssen için kişisel bir meydan okuma ve belki de kariyerinin en iyi performansı anlamına geliyor. Eski model ve ikonik "Bond kızı", kırk yıl aradan sonra ilk kez ana dili olan Felemenkçede bir rol üstleniyor. Ve bu tezatlık gerçekten büyüleyici. Onun canlandırdığı Betty; kocasının genç bir sevgili uğruna gözden çıkardığı, gösterişli kıyafetleri içindeki eksantrik ve kaprisli bir eski pop yıldızı. Ancak bu incinmiş kadın maskesinin ardında dâhi bir stratejist gizli. Dizinin aynı zamanda yapımcısı olan Janssen, senaryodaki sığ kalıpları yıkarak hikâyeyi bizzat yeniden şekillendirmiş. Janssen, ekranda nadir görülen bir karakter tipini başarıyla yansıtıyor: Yıkıcı öfkesi sadece nefretten değil, ihanetin derin ve kanayan yarasından beslenen bir kadın.
Karı koca arasındaki bu çekişme; yozlaşmış hissedarların, suç dünyasındaki tedarikçilerin ve hatta kendi çocuklarının birer piyon olarak kullanıldığı sofistike bir satranç partisine dönüşüyor. Yönetmen Jonas Govaerts, Amsterdam’ın ışıltılı, neon ışıklı dünyası ile kirli ve soğuk dış mahallelerini ustalıkla karşı karşıya getiriyor. Diyaloglar oldukça keskin, sahte dramatiklikten uzak ve yer yer açık bir sinizmle örülü.
Her gizli dikiş yerini bilen biri tarafından saldırıya uğradığında, bir sistem ayakta kalabilir mi? Dizi, ahlak dersi verme kaygısı gütmüyor. Aksine, en yakın insanların nasıl en tehlikeli düşmanlara dönüştüğüne ve onlarca yıllık bir emeği kül etmeye hazır oluşuna tanıklık etmemizi istiyor. Bu yapım, gücün doğası ve insani bağların kırılganlığı üzerine düşündüren, estetik açıdan kusursuz ve zekice kurgulanmış bir eser.
Dâhi Oyuncu Kadrosu: Her Karede Karizma
Famke Janssen — Betty Jonkers
X-Men’deki Jean Grey ve GoldenEye’daki Bayan Moneypenny rolleriyle milyonların hafızasına kazınmış bir isim olan Famke Janssen, Hollywood’daki uzun yıllarının ardından vatanına geri dönüyor.
Bu onun Felemenkçedeki ilk rolü ve bu performansını sarsıcı bir güçle sergiliyor.
Janssen sadece oynamakla kalmıyor, aynı zamanda dizinin yönetici yapımcılığını üstlenerek projeye ne kadar derinlemesine dahil olduğunu gösteriyor.
Onun canlandırdığı Betty, sadece incinmiş bir eş değil; aksine adalet veya intikam uğruna tüm dünyayı yakmaya hazır, zeki, tehlikeli ve karizmatik bir kadın.



