❓SORU:
Ukrayna'daki savaşı daha 2013 yılında gördüm. Dil temelli şiddete şahit olduğumda derinden sarsıldım... Gerçekliğimde sürekli köleleştirmeyi ve kendi üstünlüğünü arayan bir güç varken ne yapabilirim? Sonsuz bir savaşı tetiklemeden, o gücü yok etmeyi istememek nasıl mümkün olabilir? Sonsuz bir savaşa yol açarak...
❗️LEE'NİN CEVABI:
Siz aslında olumsuz yönelim temanızı yansıtıyorsunuz. Olumsuz yönelim, bir AYRIŞMA fikridir. Bu süreç, başlangıçta "Ben Kaynak'tan ayrıyım" düşüncesiyle başlar, ardından "diğer insanlar Kaynak'tan ayrıdır" ve sonrasında "hepimiz birbirimizden ayrıyız" inancıyla devam eder.
Ayrışma, birleştirici ve pozitif bir güç olan Sevgi'nin tam zıttıdır.
Ben ve Kaynak biriz. Diğer insanlar birdir. Hepimiz biriz.
Olumsuz yönelime dayalı olarak, insanları yönetmek için çeşitli imgeler üretilir ve fikirler icat edilir. Olumsuz yönelim bir ego döngüsü yaratır; birey kendi verilerini doğrulayan kanıtlar görür ve "iyilik adına" her türlü şiddeti meşrulaştırmaya hazır hale gelir. Peki, şiddetin ardında aslında nasıl bir iyilik yatar? Etrafınıza bakın; milyonlarca ölüme sebep olan mevcut savaş değilse bile, süregelen veya bitmiş yüzlerce başka savaş var; bu iyilik şiddet aracılığıyla ne zaman gelecek? Bu iyilik kime kalacak? Ne zaman, nerede, kime?
Dikkatlice bakıldığında, herhangi bir ülkenin vatandaşları, diğer bir ülkedekilerle tam olarak aynı şeyleri ister. Farklı ülkelerdeki insanlar özünde birbirlerinden farklı değildir. Onlara sadece şu söylenir: "Bakın, öteki ülkenin insanları yanlış; onları yok ettiğimizde refah içinde yaşamaya başlayacağız."
Ancak insanlar başkalarını "ülke" terimiyle tanımladığı ve kendilerini kendi ülkeleriyle özdeşleştirdiği sürece bu sistem asla bu şekilde işlemez. Ülkeleri başka bir ülkeye karşı harekete geçtiğinde, kişi sanki o sorumluluğu bizzat üstleniyormuş gibi kendi yönetiminin eylemlerini haklı çıkarma arzusu duyar.
Manipülasyonun mantığını kavrayın: Diyelim ki bir İranlısınız, tıpkı bir ebeveynin çocuğunun veya bir evladın ebeveyninin davranışlarını savunması gibi, İran'ın tutumunu savunmayı mantıklı bulursunuz. Bu durum tamamen "akrabalık duygularından" kaynaklanır.
Kolektif bilinci yönlendirenler bu durumu çok iyi bilirler.
Şu an en azından bu manipülasyon prensibini kavrayabiliyorsanız, bir sonraki adıma hazırsınız demektir: Her insanın sadece çevresi için basit bir iyilik; sıcaklık, barınak, yiyecek ve huzur istediğini görmek.
Bir sonraki aşama ise şu idrak olacaktır: BİZ AYNIYIZ.
Ardından bir adım daha gelir: Biz Biriz.
Fakat bir de sıfırıncı adım, yani temel vardır: Ben Kaynak'tan ayrı değilim.
Bu adımı atan kişi, diğer adımları da atabilir. Temel adımı reddedenler ise manipülasyon çemberinin içinde kalmaya mahkumdur.
Sorunuza burada eksiksiz bir yanıt vermiş oldum.




