İki araştırma ekibi, dünyanın ilk nükleer saatlerini tanıttı. Bu cihazlar, standart atom saatlerindeki elektronlar yerine toryum-229 atom çekirdeği içindeki enerji geçişlerini temel alıyor.
Viyana Teknoloji Üniversitesi'nden Thorsten Schumm liderliğindeki Avrupa ekibi ile Pekin'deki Tsinghua Üniversitesi'nden Shiqian Ding yönetimindeki Çinli grup, ön baskı çalışmalarını 3 ve 7 Haziran 2026 tarihlerinde arXiv'de yayımladı. Her iki ekip de saatin zamanla hassasiyetini kaybetmemesi için lazer frekansını nükleer geçiş üzerine sabitlemeyi başardı.
Nükleer saatlerin daha dayanıklı ve taşınabilir olması bekleniyor. Atom çekirdeği, dış etkenlere karşı elektronlardan çok daha iyi korunuyor. Toryum-229'un geçiş enerjisi o kadar düşük ki, elementler arasında nadir görülen bir özellik olarak ultraviyole lazerle tetiklenebiliyor.
İşin kilit noktası, lazer ışığının atomlar tarafından emilimini izlemekte yatıyor. Frekans eşleştiğinde sinyal zayıflarken; sapma olduğunda sinyal güçleniyor ve lazer anında düzeltiliyor. Çin yapımı düzenek daha güçlü bir lazer kullansa da kristaldeki toryum konsantrasyonu daha düşük; ancak her iki ekibin elde ettiği sinyallerin birbirine benzer olduğu görüldü.
Nükleer saatler üzerindeki çalışmalar yirmi yılı aşkın süredir devam ediyordu. 2024 yılında bilim insanları, bir kristal içinde nükleer geçişi ilk kez tetikleyerek frekansını tam olarak belirlemişti. Artık bu saatler, yeni fizik arayışlarında kullanılabilecek işlevsel bir araç haline geldi.
Bu gelişmenin gelecekte neler sağlayacağı, fizikçilerin henüz araştırmaya başladığı bir konu. Şimdilik net olan tek şey var: Nükleer saatler, atom çekirdeğinin içine bakmak ve doğanın temel kuvvetlerini test etmek için yeni bir yol açıyor.




