Elland Road'da her şey yarım saat içinde belli oldu: Leeds, Newcastle'ı parçalara ayırdı ve 4:1 skorla nakavt etti. Ev sahibi sadece kazanmadı — fiziksel gücün ve takım uyumunun hâlâ büyük transferlerden ve Suudi milyonlarından daha önemli olduğunu gösterdi.
«Kırklar»ın yeni teknik direktörü Matthias Jaissle, sezonun başında ilk yenilgisini aldı. Takım yazın Eddie Howe, Anthony Gordon, Bruno Guimarães ve Sandro Tonali'yi kaybetti, onların yerine genç oyuncular geldi. Newcastle ham görünüyordu: orta sahada 18 yaşındaki Sean Steur ve 20 yaşındaki Lewis Miley, Leeds'in baskısıyla baş edemedi.
Ev sahibinin golleri — Miley'in kendi kalesine attığı gol, Jayden Bogle, Dominic Calvert-Lewin ve Noah Okafor — tesadüfün değil, sistemli bir üstünlüğün sonucuydu. Daniel Farke yönetimindeki Leeds, rakibini adeta sahadan iten bir takıma dönüştü. Calvert-Lewin savunmacıları tek başına, sanki çocuk parkındaki yetişkin bir amca gibi oyundan düşürüyordu.
Bu sadece şanslı bir maç değil. Zafer, Leeds'i sekiz puanla üçüncü sıraya yükseltti — arkasında sadece Arsenal ve Manchester City var. Yakın zamana kadar kümede kalma mücadelesi veren bir kulüp için böyle bir başlangıç, buradaki hırsların kâğıt üzerinde değil, çimende olduğunun teyidi gibi görünüyor.
Newcastle ise zaman ve istikrar olmadan paranın sadece bir güç yanılsaması olduğunu hatırlatıyor. Suudi yatırımları futbolun yasalarını ortadan kaldırmadı: takım uyumu olmadan en pahalı kadrolar bile dağınık bir kalabalığa dönüşüyor.
Farke maçtan sonra enerjiyi ve yapıyı vurguladı — ve bunlar boş sözler değil. Leeds, Premier Lig'de hâlâ sadece cüzdanın değil, karakterin de değer gördüğünü kanıtladı.

