Ben Shelton, hemşerisi Frances Tiafoe'yi mağlup etti ve şimdi US Open finalinde Alexander Zverev'e meydan okumaya hazır. Bu zafer sadece bir şampiyonluğa doğru atılan bir adım değil, yirmi yılı aşkın süredir sırasını bekleyen bir nesil Amerikalı tenisçi için bir dayanıklılık sınavı.
Tiafoe ile oynanan maç gerçek bir karakter sınavı oldu. İlk seti kaybettikten sonra Shelton toparlandı, servisini güçlendirdi ve işi 4-6, 6-3, 6-3, 7-5 skoruyla zafere götürdü. Belirleyici anlarda, kalabalığın baskısıyla ve kendi hatalarıyla nasıl başa çıkacağını, onları bir atılım için yakıta dönüştürmeyi gösterdi.
ABD için bu, uzun süren kuraklığı sona erdirme şansı: erkeklerde son Amerikalı "majör" şampiyonu 2003 yılında Andy Roddick'ti. O zaman bir yaşından küçük olan Shelton, şimdi tenisin yeni bir kahraman beklediği bir ülkenin tüm beklentilerinin yükünü taşıyor.
Finalde onu Alexander Zverev bekliyor — Roland Garros'da nihayet ilk "Grand Slam"ini kazanan ve şimdi buna US Open'ı da eklemeye kararlı bir oyuncu. Alman, finallerdeki ağır yenilgilerden geçti ve her şeyin tek bir maçta belirlendiği anın değerini biliyor.
Burada psikolojik mücadele taktikten daha önemli: Shelton taze bir enerji ve hız getiriyor, Zverev ise deneyim ve istikrar. Tek bir hamlenin tüm oyunu değiştirebileceği bir satranç partisinde olduğu gibi, sonuç gerginliğe kimin daha iyi dayanacağına bağlı.
Bu karşılaşma, Amerikan tenisinin güneşin altındaki yerini geri almaya hazır olup olmadığını ya da Avrupa ekolünün hâkimiyetini sürdürüp sürdürmeyeceğini gösterecek. Her halükarda final, turnuva tarihinde parlak bir bölüm olmaya aday.


