Filmlerinin toplam gişe hasılatı 6,9 milyar doları aştı. Önünde ise sadece devler var.
Adı entelektüel gişe filmleriyle eş anlamlı hale gelen yönetmen Christopher Nolan, kendisini sürekli olarak yeni bir bakış açısıyla izlemeye zorladığı sektörde etkileyici bir sıçrama daha gerçekleştirdi. Son verilere göre, filmlerinin toplam gişe hasılatı şu sınırı aştı: 6,9 milyar dolarve bu durum İngiliz yönetmeni resmen üçüncü sıraya tüm zamanların en çok gişe hasılatı elde eden yönetmenleri listesinde taşıdı.
Bu başarı, stüdyo raporundaki bir rakamdan ibaret değil. Bu, izleyicinin karmaşık fikirlere, doğrusal olmayan kurgulara ve gösterişli bir biçime bürünmüş felsefi sorulara para ödemeye hazır olduğunu kanıtlayan bir yönetmen olan Nolan'ın benzersiz yolculuğunun bir takdiridir.
Peki önünde kim var? Sadece sinemanın tanrıları
Nolan'ın başarısının boyutunu anlamak için önünde kalanlara bakmak yeterli. Önünde ise her biri sinema tarihinde ayrı birer dönem olan sadece iki isim var:
- Steven Spielberg — modern gişe filmlerinin patriği, dünyaya "Jaws", "Jurassic Park", "Schindler'in Listesi" ve "Indiana Jones"u armağan eden adam. Toplam gişe hasılatı yaklaşık 10,9 milyar dolar.
- James Cameron — vizyoner, teknolojik devrimci ve her biri kendi döneminde tarihin en çok hasılat yapan filmi olan üç yapımın yaratıcısı: "Titanic" ve her iki "Avatar" filmi. Hesabında yaklaşık 10,5 milyar dolarbulunuyor.
Nolan ile bu titan ikilisi arasında neredeyse dört milyarlık bir uçurum var. Ancak şunu unutmamak gerekir: Spielberg elli yılı aşkın süredir film çekiyor, Cameron ise filmlerini nadiren yayınlıyor ama her biri küresel çapta bir olay haline geliyor. Nolan ise büyük sinemaya nispeten yeni girdi; ilk uzun metrajlı filmi "Following" 1998 yılında vizyona girdi.
Nolan Fenomeni: Bunu nasıl başardı?
Nolan'ın gişe Olimpos'una giden yolu benzersizdir. Sırf devam filmi olsun diye devam filmi çekmiyor (nadir istisnalar dışında), formüllere bel bağlamıyor ve izleyiciye taviz vermiyor. Buna rağmen filmleri dünya çapında istikrarlı bir şekilde yüz milyonlar topluyor.
İşte bu etkileyici rakamı oluşturan kariyerindeki dönüm noktalarından sadece bazıları:
- "The Dark Knight" (2008) — süper kahraman sineması anlayışını altüst eden ve bir milyar dolardan fazla hasılat elde eden film.
- "Inception" (2010) — izleyicinin karmaşık bir anlatıya hazır olduğunu kanıtlayan, rüya içinde rüya temalı özgün bir hikâye.
- "Interstellar" (2014) — kült haline gelen bilimsel-felsefi bir destan.

- "Dunkirk" (2017) — alışılagelmiş anlamda yıldız bir oyuncu kadrosu içermeyen minimalist bir savaş destanı.
- "Tenet" (2020) — pandeminin ortasında vizyona giren deneysel bir casus gerilimi.
- "Oppenheimer" (2023) — atom bombasının yaratıcısı hakkında, neredeyse 975 milyon dolar hasılat elde eden ve Nolan'a yönetmenlik dalında ilk "Oscar"ını kazandıran üç saatlik bir biyografik dram.
Nolan'ı o çok arzulanan üçüncü sıraya taşıyan film tam olarak "Oppenheimer" oldu. Birçok kişinin "gişe intiharı" olarak gördüğü, teorik fizikçi hakkında üç saatlik diyalog ağırlıklı bir film, on yılın en önemli sinematik olaylarından biri haline geldi.
Nolan'ı diğerlerinden ayıran nedir?
Christopher Nolan'ın temel paradoksu, bir blokbuster gövdesinde auteur yönetmenolarak kalmasıdır. Geniş kitleler için film çekiyor ama onları basitleştirmiyor. Birinci sınıf yıldızlarla çalışıyor ama onları kendi vizyonuna tabi kılıyor. 100–200 milyon dolarlık bütçelerle çalışıyor ancak endüstrinin kitlesel olarak "dijitale" geçtiği bir çağda, filmlerini film şeridine çekmekte ısrar ediyor.
Onun filmleri, ticari başarı ile sanatsal hırsın çelişmediği, aksine birbirini güçlendirdiği nadir örneklerdir.
Titanları yakalayabilecek mi?
Matematik basit: Spielberg veya Cameron'ı yakalamak için Nolan'ın "Oppenheimer" veya "The Dark Knight" seviyesinde birkaç film daha çekmesi gerekiyor. Üretkenliği göz önüne alındığında —yaklaşık üç-dört yılda bir film— bu en az on yıl sürecektir.
Ancak Nolan, öngörülebilirlikten hoşlanmayan bir yönetmen. Bir sonraki projesinde ne düşündüğünü kim bilebilir? Belki de kendisi ile tarihin en büyük yönetmenleri arasındaki uçurumu kapatacak olan film tam da bu olacaktır.
Christopher Nolan üçüncü sırada. Ancak görünen o ki, zirveye giden yolculuğuna daha yeni başladı.



