Dünya'dan yaklaşık 50 milyon ışık yılı uzaklıktaki NGC 4151 galaksisinde XRISM röntgen teleskobu bir ilke imza atarak, süper kütleli bir kara delikten yayılan güçlü rüzgarları hızlarına göre ilk kez farklı bileşenlere ayırdı. Bu rüzgarlar merkezi bölgelerdeki gazı dışarı itip yıldız oluşumunu baskılayarak, devasa galaksilerde neden modellerin öngördüğünden çok daha az yıldız bulunduğuna dair köklü bir gizemi aydınlatıyor.
Michigan Üniversitesi'nden Xin Xiang liderliğindeki çalışma grubu, 2023 ile 2024 yılları arasında gerçekleştirilen beş ayrı gözlemi analiz etti. XRISM cihazlarının sağladığı spektrumlar, rüzgarların üç belirgin katmandan meydana geldiğini belirledi: yavaş ve sıcak soğurucular (100–1.000 km/s), oldukça hızlı akışlar (1.000–10.000 km/s) ve ışık hızının üçte birine, yani 10.000–100.000 km/s hıza ulaşan ultra hızlı püskürmeler. Spektrumlarda toplamda altı farklı soğurucu gaz katmanının ayrıştırılması, bu akışların oldukça organize bir yapıya sahip olduğunu gösteriyor.
Bu tür dış akışlar, yeni yıldızların oluşması için gereken büyük miktardaki gaz kütlesini galaksiden uzaklaştırıyor. Devasa galaksilerde bu durum, teorik hesaplamaların aksine ciddi bir yıldız popülasyonu açığına neden oluyor. Bu gaz kümelerinin taşıdığı enerji, yıldız oluşumuna kaynaklık eden gazın galaksinin merkezinden fiziksel olarak süpürülmesi için gereken kritik sınırların çok üzerinde seyrediyor.
XRISM gözlemleri, sert röntgen ışını patlamaları ile rüzgar ivmelenmesi arasında ilk kez bir bağlantı kurarak manyetosantrifüj fırlatma mekanizmasını teyit etti. XRISM'in yaklaşık 5 elektron-volt değerindeki çözünürlüğü, selefleri Chandra ve XMM-Newton'u yaklaşık 10 kat geride bırakarak hızlı rüzgarların izlerini barındıran kritik demir K-kenarı bölgesindeki spektral detayların net bir şekilde ayırt edilmesine olanak tanıyor. Veriler Temmuz 2025'te Astrophysical Journal Letters dergisinde yayımlanırken, bulgular Haziran 2026'da Pasadena'daki Amerikan Astronomi Topluluğu'nun 248. toplantısında bir sunumla paylaşıldı.
Sonuçlar, kara deliğin madde yutma enerjisinin galaksi evrimini bir bütün olarak nasıl düzenlediğini, merkezi bölgelerdeki yıldız artışını nasıl sınırlandırdığını ve evrendeki en büyük galaksilerdeki yıldız kıtlığını nasıl açıkladığını kanıtlıyor.

