Bazı ülkeler vardır, ziyaret edersiniz ve zihninizde sadece güzel birer kartpostal olarak kalırlar. Ama Norveç farklıdır; o, göğsünüzün tam ortasında hayranlık uyandıran, ağır ama tatlı bir his bırakır. Burası, toprağın buz gibi nefes aldığı, fiyortların devasa bir canavarın dişleri gibi karayı parçaladığı ve her iki kişiden birinin banka hesabında petrol parasıyla kazandığı birikimlerin olduğu bir yerdir. Ancak bu, şeyhlerin övündüğü türden bir petrol zenginliği değil; Norveçlilerin şaşırtıcı, adeta cerrahi bir soğukkanlılıkla yaklaştığı bir kaynaktır.
İnsanın Nefesini Kesen Bir Doğa

Her şeyden önce, insanların dünyanın öbür ucundan buraya gelme nedeninden bahsedelim.
Fiyortlar. Bunlar sadece koy değil; milyonlarca yıl önce dağları toz haline getirerek ilerleyen buzulların yeryüzünde bıraktığı derin yara izleridir. Bir feribotun güvertesinde dururken, iki yanınızda kilometrelerce göğe yükselen dik kayalıklar ve altınızdaki kapkara su varken tek bir şeyi anlarsınız: İnsan burada bir efendi değil, sadece bir misafirdir. Sahibi değil, sadece fısıldayarak konuşması gereken bir misafir.
Ardından, Lysefjord’un 600 metre üzerinde asılı duran, 25'e 25 metre boyutlarındaki devasa kaya kütlesi Preikestolen'e çıkarsınız. Ayaklarınızın altında bir uçurum, önünüzde ise sonsuzluk uzanır. Dünyanın kıyısında durduğunuzu, rüzgarın montunuzu çekiştirdiğini hissedersiniz; sanki bir adım daha atsanız aşağı değil, yukarı uçacak gibisinizdir. Vikinglerin düşman kafataslarından bal şarabı içtiği, tanrıların altın ve dişbudak saraylarda yaşadığı o İskandinav masalının içine...
Ülkeyi Yiyip Bitirmeyen Petrol Altını
Şimdi paradan bahsedelim; işte burada gerçek Norveç büyüsü, yani irade gücü devreye giriyor.
Norveç, Avrupa'nın en büyük petrol ve doğalgaz üreticilerinden biridir. Klasik senaryoda çıkarır, satar ve tüketirsiniz; çoğu ülke böyle yapar. Ancak Norveçliler farklı bir yol seçti. Bu siyah altına bakıp şöyle dediler: "Hayır. Bu parayı ekonomiye akıtmayacağız. Enflasyon istemiyoruz. İnsanlarımızın tembelleşmesini istemiyoruz."
Bunun yerine, dünyanın en büyüğü olan Ulusal Petrol Fonu'nu kurdular. Fonun hesabında 1 trilyon dolardan fazla para bulunuyor. Bu, 1.300.000.000.000 yani on iki sıfırlı bir rakam demek. Fon; Apple, Amazon, Microsoft, Google, Nestlé ve daha 9200 şirketin hissesine sahip. Dünyadaki tüm hisselerin yaklaşık %1,5'i onlara ait. Düşünün ki; bebekten yaşlıya her Norveçli, Dünya gezegeninin hissedarıdır. Eğer bu fon eşit olarak bölünseydi, her vatandaşa yaklaşık 220.000 dolar düşerdi.
Tüm bunlara rağmen Norveç'te benzin, dünyanın en pahalı ülkelerinden biriyle aynı fiyattadır. Vergiler yüksek, gösterişli lüks ise minimum düzeydedir. Çünkü Norveçliler basit bir gerçeği kavradılar: Zenginlik harcamakla değil, aklını kaybetmemekle ilgilidir.
Cüzdanları Ağlatan Ülke
Hazırlıklı olun; Norveç, muhtemelen göreceğiniz en pahalı ülkedir. Bir fincan kahve mi? Buyurun. Bir şişe su mu? Mortgage başvurusu yapmanız gerekebilir. Restoranda akşam yemeği mi? Belki de önceden bir böbreğinizi satmanız daha iyi olur.
Ama biliyor musunuz? Parayı öderken öfkelenmiyorsunuz. Çünkü o paranın nereye gittiğini görüyorsunuz. Kusursuz yollara, granit kayaların içinden geçen tünellere, çocuklara ezberi değil düşünmeyi öğreten okullara, ücretsiz tedavi sunan hastanelere ve içinde somonların oynaştığı tertemiz nehirlere...
Somon ve Denizin Dibindeki Restoran

Norveç, somon üretiminde dünya lideridir; bu onların ikinci altın madenidir. Fiyortlardaki çiftliklerde, gümüş bir ordu gibi yüzen balıkları gördüğünüzde, Norveçlilerin suyu bile paraya çevirmeyi bildiğini anlarsınız.

Ayrıca burada Avrupa'nın ilk su altı restoranı olan "Under" bulunuyor. Snohetta tarafından tasarlanan bu 35 metrelik beton monolit, yarı yarıya denize batmış durumda. Pürüzlü duvarları zamanla yapay bir resife dönüşmüş; midyeler, yosunlar ve deniz kestaneleri binayı sarmış. İçerideki 40 misafir, devasa bir pencereden su altı dünyasını izleyerek yemek yiyor. Açılışından sadece on ay sonra Michelin yıldızı aldı. Burası sadece bir restoran değil, başka bir evrene açılan bir kapı.

Tüneller Krallığı
İsviçre tünelleriyle övünebilir ama Norveç gerçek bir Tüneller Krallığıdır. Sadece 5 milyon nüfuslu bu ülkede tam 1240 tünel var. Her yerdeler. Yolda giderken aniden bir kayanın ağzını açtığını görür ve tavşan deliğine girer gibi içeri dalarsınız.
Dünyanın en uzun karayolu tüneli olan Lærdal Tüneli de buradadır. Tam 24 kilometre yerin altındasınız! Sürücülerin uyuyakalmaması için psikologlarla birlikte tasarlanan tünelde, renkli ışıklandırmalar ve mola verilebilecek özel dinlenme alanları bulunuyor. Tam bir zeka ürünü.
Geleceğin Ötesindeki Ülke
Norveç sadece "çevreci" bir ülke değil; orası şimdiden 2050 yılında yaşayan bir yer.
Burada, karbon ayak izi negatif olan Powerhouses binaları inşa ediliyor. Bu, binanın ömrü boyunca tükettiğinden daha fazla enerji üretmesi demek. Çatı ve cephelerdeki güneş panelleri yılda 256.000 kWh enerji üretiyor ve fazlası şebekeye veriliyor. Bina adeta bir elektrik santraline dönüşerek şehri besliyor.
Elektrikli araç sayısı şimdiden benzinlileri geçmiş durumda. Pille çalışan feribotlar fiyortlarda çoktan süzülmeye başladı. Norveçliler dünyanın uyanmasını beklemiyor; onlar sadece harekete geçiyorlar.
Norveç bir paradokslar ülkesidir. Hem en pahalı hem de en mutlu ülkelerden biridir. Hem petrol zengini hem de en yeşilidir. Hem çok zengin hem de kibirden tamamen uzaktır.
Burada doğa o kadar görkemlidir ki kendinizi bir kum tanesi gibi hissedersiniz. İnsanlar ise o kadar sağduyuludur ki, o kum tanesi kendini güvende hisseder.
Norveçliler basit bir şeyi kanıtladılar: Zengin olup aklını kaçırmamak mümkündür. Petrol çıkarıp gezegeni zehirlememek mümkündür. Dünyanın ucunda yaşayıp sağduyunun merkezi olmak mümkündür.
Oradan ayrılırken uçak penceresinden uçsuz bucaksız fiyortlara, kayalıklara ve karlı dağ zirvelerine baktığınızda şunu anlarsınız: Yeryüzünde insanlığın her şeyi doğru yaptığı yerler de var. Ve bu yerlerden biri kesinlikle Norveç.



