Apo Dağı’nın Minik Endemiği: 122 Yıl Sonra Yeniden Görülen Çiçek

Düzenleyen: Svitlana Velhush

Apo Dağı Doğal Parkı’nın gölgeli patikalarında, foto kapanların yalnızca en gizemli sakinleri görüntülediği bir noktada, iki taç yapraklı minik bir çiçek aniden kendini hatırlattı. Özel bir keşif gezisi sırasında değil, sıradan bir ekipman kontrolü esnasında fark edilen bu çiçek, tam 122 yıl sonra ilk kez gün yüzüne çıktı.

Kökboyasıgiller (Rubiaceae) familyasına ait olan Ophiorrhiza biflora, ilk kez Ekim 1904'te Amerikalı botanikçi Edwin Bingham Copeland tarafından bizzat Apo yamaçlarından toplanmıştı. O tarihten bu yana bölgede bitkiye dair doğrulanmış tek bir kayıt dahi bulunmuyordu. Filipinler'e özgü bu endemik tür Benguet ve Negros'ta da görülse de, Apo Dağı'nda bilim dünyasının görüş alanından çıktığı ve yok olduğu sanılıyordu.

Apo Dağı Koruma Alanı Yönetimi personeli, çiçeği rutin bir devriye sırasında tesadüfen keşfetti. Orman yolu üzerindeki foto kapanları topladıkları sırada, bu minyatür örnek dikkatlerini çekti. Bu olay, türün Filipinler'de ilk kez fotoğraflanması anlamına geliyor ve ülkenin botanik araştırmaları için kritik bir adım teşkil ediyor.

Apo Dağı, Filipinler'in en önemli biyolojik çeşitlilik merkezlerinden biri olarak uzun zamandır kabul görüyor. Buradaki nemli tropikal ormanlar; nadir orkidelere, endemik yosunlara ve başka hiçbir yerde rastlanmayan hayvan türlerine ev sahipliği yapıyor. Ophiorrhiza biflora'nın yeniden ortaya çıkışı, iyi incelenmiş bölgelerde bile doğanın dikkatle gözlemlendiğinde her zaman sürprizler sunabileceğini kanıtlıyor.

Bir yıl önce aynı ormanlarda, ilk kez 1909'da kayda geçen bir başka nadir tür olan Agalmyla calelanensis de yeniden bulunmuştu. Arka arkaya gelen bu iki keşif, düzenli izleme ve koruma çalışmalarının meyve verdiğini; bu çalışmaların sadece bilinen popülasyonları korumakle kalmayıp kaybolduğu düşünülen türlerin yeniden tespitine olanak sağladığını gösteriyor.

Bu tür bulgular, parkın UNESCO Küresel Jeopark statüsü başvurusundaki konumunu da güçlendiriyor. Söz konusu keşifler, koruma faaliyetlerinin sadece müdahaleyi yasaklamak değil, en küçük detayı bile fark etmeye hazır insanların sürekli varlığı demek olduğunu ortaya koyuyor. Eski bir deyişte belirtildiği gibi, "küçük bir tohum, onlarca yıl bakıldığında büyük bir hasat verir."

Her yeni geri dönüş bizlere şunu hatırlatıyor: Aynı patikalarda yürümeye devam eden ve gözünü yerden ayırmayan birileri olduğu sürece doğa iz bırakmadan yok olmaz.

14 Görüntülenme

Kaynaklar

  • Rare flowering plant rediscovered in Mount Apo after 122 years

Bu konuyla ilgili daha fazla makale okuyun:

A team of researchers has unveiled five new species of lichen-forming fungi belonging to the genus Allographa an important indicator of forest health and environmental quality because of their sensitivity to pollution and habitat changes, from the biodiversity-rich Western Ghats

Image
129
Reply
Bir hata veya yanlışlık buldunuz mu?Yorumlarınızı en kısa sürede değerlendireceğiz.