Taylor Swift ve Evanescence: Bellek ile İçsel Bir Sığınak Arasında

Yazar: Inna Horoshkina One

Bunu biliyordum, seni tanıyordum

Birinci Nota. Taylor Swift: Geçmişe Hapsolmayan Bir Bellek

Bellekten söz edildiğinde akla genellikle geçmiş gelir. Ancak müzik bize bambaşka bir şeyi hatırlatır.

Evanescence - Beautiful Lie (Resmi Görselleştirici)

Gerçek bellek dünün içinde saklanmaz. O, şimdiki anın içinde yaşar.

Taylor Swift’in Toy Story 5 için hazırladığı yeni beste, beklenmedik bir şekilde tam da bu teli titretiyor. Filmin hikâyesi ayrılıklardan, değişimlerden ve yeni karşılaşmalardan geçen karakterleri konu alıyor. Ancak olay örgüsünün ardında çok daha evrensel bir şey, yani bağ kurma ve bunu koruma becerisi gizli.

Her şeyin hiç olmadığı kadar hızlı değiştiği bir dünyada yaşıyoruz. İnsanlar taşınıyor; mesleklerini, şehirlerini ve ilgi alanlarını değiştiriyor. Teknolojiler her yıl yenileniyor. Alışılagelmiş iletişim biçimleri bile sürekli bir dönüşüm içerisinde.

Böyle bir tabloda bellek bir arşivden ziyade, canlı bir pusulaya dönüşüyor.

Bize asıl önemli olanın ne olduğunu hatırlatıyor.

En güçlü müzik eserlerinin çoğu zaman yeni duygular uyandırmak yerine bir tanışıklık hissi vermesi tesadüf değildir. Sanki müzik şöyle fısıldıyor:

"Bunu zaten biliyorsun".

"Bunu daha önce hissetmiştin".

"Bu her zaman senin içindeydi".

Belki de bu yüzden milyonlarca insan müzikte bilgi değil, bir yankı aramaya devam ediyor. Bir cevap değil, bir aşinalık. Yeni bir öğreti değil, ruhun hiç unutmadığı şeye geri dönüş. Müzik bellek yaratmaz; aksine belleğin bizi çoktan beklediği yere giden kapıları açar.

İkinci Nota. Evanescence: Gürültü Çağında İçsel Bir Sığınak

"Sanctuary" kelimesi; barınak, kutsal mekân veya korunaklı bir alan olarak tercüme edilebilir.

Ancak günümüzde bu imge yeni bir anlam kazanıyor.

İnsanlık daha önce hiç birbirine bu kadar bağlı ve aynı zamanda bilgiyle bu denli yüklenmiş olmamıştı. Dikkatimizden her dakika binlerce sinyal geçiyor.

Haberler, bildirimler, mesajlar, fikirler. Gürültü, medeniyetin daimi bir arka planı haline geliyor.

Bu manzara karşısında müzik yeni bir rol üstlenmeye başlıyor. Sessizliğe, yani sesin yokluğuna değil, özüne dönüş alanına dönüşüyor.

Kişinin kendisini yeniden duyabildiği o içsel duruma ulaştırıyor.

Belki de Sanctuary temasının dinleyicilerde bu kadar büyük bir karşılık bulmasının nedeni budur.

Dünyadan kaçıştan değil, içsel bir direnç merkezi oluşturmaktan bahsediyor.

Dış koşullardan bağımsız olarak kişinin kendi frekansını koruduğu bir yerden.

İnsan için bu, bilinçli bir varoluş alanıdır. Müziğin şaşırtıcı bir niteliği vardır. Aynı anda hem hareket ettirir hem de yatıştırır. Hem açığa çıkarır hem de toparlar.

Duyguların arasından geçirip merkeze geri döndürür. İşte bu yüzden pek çok insan, güçlü bir müzikal deneyimin ardından şarkıdan bahsetmez.

Bir ruh halinden, gürültünün dindiği o andan söz ederler. Ve böylece daha derin bir şey duyulur hale gelir.

Her zaman içeride yankılanan o şey.

9 Görüntülenme
Bir hata veya yanlışlık buldunuz mu?Yorumlarınızı en kısa sürede değerlendireceğiz.